Hiperrealizm

Kendini aradan çıkaran sanatçının, insanı gerçekle yüzleştirme sanatı: Hiperrealizm

 

 

Resim ve heykeldeki ilk örnekleri 1960’ların sonlarında Batı’da ortaya çıkmaya başlayan Hiperrealizm akımı, günümüzde dünyanın her köşesinden yeni sanatçıların dâhil olmasıyla ilgi görmeye devam ediyor.

Hiperrealizm, sanat tarihi boyunca gerçekçiliği arayan sanat akımlarının günümüze uzanan bir başka görünümü olmakla beraber, günümüz insanının gerçeğe bakıştaki yeni zihinsel imkânlarına da kapılarını sonuna kadar açıyor. Klasik gerçekçi ressamların gerçeği resimlerine yahut heykellerine sadakatle aksettirme çabaları dahi gerçeğe mesafesiz yaklaşmayı mümkün kılmıyordu. Fotoğrafın gerçeği bire bir örnekleme gücü, sanatçının dünyasında gerçeği ödünsüz yansıtmak konusunda yeni açılımları da zaman içerisinde beraberinde getirdi. Fotoğraf sanatında gerçeği farklı teknik ve yaklaşımlarla yorumlama eğilimleri gitgide artar ve gelişirken, hiperrealist resim ve heykel sanatçılarında ise nesnel bakışı fotoğraf gerçekliğine ulaştırma çabası esas tutuldu. Bu bağlamda günümüzde hiperrealizm akımı, insan ve nesne figürlerinin esere çok ince ve özenli bir detaycılıkla, ödünsüz bir gerçeklikle yansıtılması olarak tanımlanıyor. Hiperrealizm bir yandan da fotoğraftan farklı olarak ince detaycılığı kullanarak fotoğrafın ötesine geçmeyi, gerçeği fotoğrafın dahi yapamadığı kadar çıplak kılmayı hedefliyor.

Hiperrealist sanatçıların sanatseverler üzerinde, becerilerine hayran bırakmanın ötesinde eserleri ile yarattığı sıra dışı tesirler gözlemleniyor. Şaşırtan, insanı sarsan bu eserlere bakan sanatseverler, gerçekliğin bu denli çıplak görünümü ile karşılaşmanın zaman zaman rahatsızlık verici olduğunu ifade ediyor. İnsan ve nesne figürlerinin estetize edilmediği, zihnin kabul edilebilir bulma çabasına taviz verilmediği, yoruma tabi tutulmadığı hiperrealist eserler gerçekle sanatseveri yüzleştirme iddiasında sınırları zorluyor.